

Bir kaç gündür uykusuzluğuma yeniden döndüm. Geceleri kitap okuyorum sonra acıyan gözlerle şirkete atıyorum kendimi. Sıcak poğaca ve yeni demlenmiş çay eşliğinde kahvaltı ediyorum. Uykusuz gözler ve vücud, kötü sözler sarf etmeme sebep oluyor. Gereksiz asabiyetlere mesela.
çekirdek aile yapısında bir ailenin ferdiydi corç jr.. bir annesi, babası ve iki tane de kız kardeşi vardı.
onlara bakan sahip diye adlandırdıkları kocaman yaratık ilk başta onu da kız sanıp
isimlerini hale, jale, lale diye koymuştu. sonradan işin aslı öğrenilince babasının adı olan corç koyuldu ismi.
o dedi ne dedi,
ben dedim sen dedim,
ne dedi sen dedi,
kim dedim ben dedim,
sen dedi ben dedi,
ne dedim ben dedim,
kim dedi sen dedi,
ben dedim ne dedim,
ne dedi sen dedi,
ne dedim ben dedim.
karnım ağrıyor günlük, ne güzel diyorum. tatilden döndüm, huzurluyum diyorum. hayatım ufak pürüzler dışında iyi gidiyor, o pürüzler işin tuzu biberi diyorum, geçiyorum. rakı şişesinde balık olmayı beceremesem de üstat gibi, denize atılmış bir balık gibi umutluyum geleceğimden diyorum. her şey daha güzel olacak diyorum.
Tembel değilim ama,
11:00 uyan
12:00-15:00 internet, uyukla, tv, halley, antep fıstığı, icetea, duj...
15:00-16:00 hamburger, patates, coca-cola...
16:00-21:00 internet, uyukla, tv, halley, gazete, antep fıstığı, icetea, duj...
21:00-22:00 ezogelin çorba, orman kebabı, pilav, cacık ve bir takım değerler...
22:00-01:00 internet, uyukla, tv, halley, lost, antep fıstığı, icetea, uyku...
01:00-11:00 uyku ama karın ağrılı, sancılı, rüyasız ve soğuk...
11:00 uyan
..
.
Kendimi bankamatik memur gibi hissediyorum...
Önümüzdeki hafta umarım yoğun bir tempoya giricem yoksa çıldırcam...
Bu saat aralıklarını doldurmak için fikri olan varsa söylesin lütfen...
bir kısım dalgalanmalar. bazısı denizin derinliklerinde ve bir kısmı ağaçların yapraklarında. kimi serin, kimi de sıcak... ne denizin dibine dalabiliyorum ne de ağaçların altına uzanabiliyorum... karalanmış bir duvarın kirini saklamak için sürülen boya gibi, geçmişi örtmeye çalışıyorum...
Ofsayt sonuncuydu anlamadığım şeyler içinde. Anlamamın en uzun sürdüğü şey de o oldu sanırım. Ofsaytı anladıktan sonra aydınlandım sanki. Sadece futbola özgü bir şeymiş görünüyor aslında ama değil işte.
Kız duruyordu rüzgar eserken. Üzerinde beyaz elbisesi salınırken kumların uçuştuğu yönde, o öylece sabit dikiliyordu. Saçlarına kum taneleri yapışıyordu, kına rengi saçlarına. Elini uzatmıyordu, tutmak kurtarmak istemiyordu. Gittikçe buğulu görüyordu, karıncalı Trt kanalı gibi idi görüntü. Kumlar dolmuş gözlerine, kum örümcekleri sarmıştı gözlerini.