

Aşağıda gezgin Hans Dernschwam’ın haremdeki izlenimleri yer almaktadır. Hans Dernschwam Osmanlı Devleti’nde ki izlenimlerini kitaplaştırdığı için onu ne kadar onurlandırsak azdır.
Hans Dernschwam, Osmanlı sarayındaki harem izlenimlerini anlatırken harem ağalarını çobana benzetiyordu. Haremin içerisine dışarıdan kimseyi sokmayan içeridekini de dışarıya çıkarmayan harem ağası gerçekten de üstlendiği görev ile çobanları andırmaktadır. Hans Dernschwam özellikle hareme getirilen kızların toplanmasına ve daha sonra da padişahı memnun eden kızın nasıl saraydan uzaklaştırılıp yerine başka birisinin nasıl getirildiğini gözlemlerinde şöyle anlatır:
“...Büyük kapının önünden geçerken iç tarafta kapıya uzak olmayan bir yerde birkaç hadım haremağası görülür. Köpek çobanı gibi ellerinde sopalarla otururlar. Burada ki teamülü bilmeden bir kimse kazara kapının önünde durup içeriye bakarsa onu hemen yakalarlar. Dünyanın her tarafından Türkiye’ye getirilen kızların en güzelleri seçilip padişahın sarayına veya harem dairesine alınırlar. Bunlardan birkaç yüzü sarayda mahpus hayatı yaşarlar. Bunlara önce Türkçe, sonra Müslüman adetlerince ibadet etmeleri ve kadınların yapması gereken diğer işler öğretilir. Saray terbiyesi verilir. Padişah harem dairesine geldiğinde bu masum Hıristiyan kızları onun önünde dizilirler, sağa sola salına salına yürürler. Padişah bunlardan hangisini beğenirse onun önüne bir kese içinde 1000 akçe atar. Bunun üzerine yaşlı kadın kızı hemen hamama götürür, yıkatır, taratır. Haremağaları da onu o akşam padişaha götürürler. Hamile kalmayan kızlar padişahla bir daha temas etmezler. Bunlar her hangi bir paşa veya sipahi çavuş ile evlendirilirler...
küçük küçük odalar birbirini kovalar..
Topkapı Sarayı'nın Harem bölümünde 300'e yakın oda varmış, varın gerisini siz düşünün :)